Eşref Bitlis’in uçak kazasında şehit olmasının yıldönümü. Türkiye’de meydana gelen Beechcraft uçak kazaları

0
45

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis 17 Şubat 1993 tarihinde Ankara’dan Diyarbakır’a gitmek üzere hareket eden uçağın Yenimahalle’deki PTT İşleme Merkezinin bahçesine düşmesi sonucu şehit olduğu olayın üzerinden 27 yıl geçti.

Türkiye, ilk Beechcraft tipi uçak kazasını 17 şubat 1993’te yaşadı. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in de yaşamını yitirdiği uçak kazası, Beechcraft B200 tipi uçağın, Ankara Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan kalkışından kısa bir süre sonra meydana geldi.

Diyarbakır’a gitmek üzere Ankara’dan havalanan uçak, kalkıştan birkaç dakika sonra Yenimahalle PTT İşletme Binası önünde yere çakılarak infilak etti.

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in yanı sıra, Piyade Albay Fahir Işık, Pilot Binbaşı Yaşar Erian, Pilot Yüzbaşı Tuğrul Sezginler, Başçavuş Emin Özer ve PTT Güvenlik Görevlisi Tuhi Salay’ın ölümüne yolaçan kazadan sonra sabotaj iddiaları da ortaya atıldı.

Kara Kuvvetleri Askeri Savcılığı, kazanın yüzde 60 pilotaj, yüzde 40 da buzlanmadan kaynaklandığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

Eşref Bitlis kimdir?

Malatya’da 1933’te dünyaya gelen Eşref Bitlis, 1952’de Kara Harp Okulundan teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1966’da Kara Harp Akademisini tamamladıktan sonra Almanya’ya dil eğitimine giden Bitlis, 1969’da Silahlı Kuvvetler Akademisini bitirdi.

Kara Harp Akademisinde başöğretmen olarak da görev yapan Eşref Bitlis, 1978’de tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay Komutanlığına getirildi, 1982’de de tümgeneral ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986’da korgeneral rütbesi alan Eşref Bitlis, 1988’de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığına getirildi.

Eşref Bitlis, 1990’da orgeneral rütbesi aldı ve Jandarma Genel Komutanlığına atandı.

Çekiç Güç Kuvvetlerinin Türkiye’den ayrılması gerektiğini, ABD’nin Irak’ın kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı Kürt devletinin Türkiye’nin zararına olduğunu söyleyen Bitlis’in uçağı, 17 Şubat 1993’te Ankara Güvercinlik’teki askeri üsten Diyarbakır’a gitmek üzere havalandıktan kısa bir süre sonra Yenimahalle Posta İşletme Merkezi bahçesine düştü.

Kazada Bitlis ile Binbaşı Yaşar Erian, Yüzbaşı Tuğrul Sezginler, askeri personel Fahir Işık, Emin Öner, Posta İşletme Merkezi güvenlik görevlisi Ruhi Salay şehit oldu.

İkincinci Beechcraft uçak kazası

İkincinci Beechcraft kazası 6 Aralık 1998’de meydana geldi. Antalya’ya gitmek üzere Atatürk Havalimanı’ndan kalkan TC-DHA kuyruk tescilli Beechcraft 350 tipi 9 kişilik uçak, kalkıştan birkaç dakika sonra geri dönmek istedi.

Çift motorlu uçak VIP Salonu önünde yere çakıldı. Alev topu halinde 100 metre sürüklenen uçağın pilotlarından Kadir Deveci olay yerinde, Yusuf Çetinkaya ise kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Üçüncü Beechcraft uçak kazası

Üçüncü uçak kazası 26 Ocak 2000’de meydana geldi. Ankara’dan İstanbul’a gitmek için havalanan, Top Air’e ait Beechcraft C 90A tipi uçak, havada parçalanarak 3’e bölündükten sonra Güdül yakınlarında, burun üstü yere çakıldı.

Top Air Genel Müdürü İrfan Yıldıran’ın pilotluğunu yaptığı uçakta, Yıldıran’ın yeğeni, Çamlıca İnşaat ve Yapı Şirketi Teknik Müdürü Hakan El ve hostes Meral Çelik yaşamını yitirdi.

Dördüncü Beechcraft uçak kazası

Dördüncü Beechcraft uçak kazası 21 Mart 2000’de meydana geldi. Ankara’dan Bursa’ya giderken, gece yoğun tipide Uludağ’da düşen Tepe Havacılık’a ait Beachcraft C90 tipi TC-LMK kuyuk numaralı 5 kişilik uçakta, Tepe Market Planlama Müdürü 35 yaşındaki Nuray Birol yaşamını yitirdi.

Eşref Bitlis uçak kazası
Uludağ’da düşen Beechcraft model uçak

Uçağın düştüğü nokta kentin burnunun dibinde olmasına karşın bir türlü saptanamayınca, kazadan sağ kurtulan 4 kişi, gecenin dondurucu soğuğunda tipi altında tam 9 saat ecelle pençeleşti. Kazazedeler, diğerlerine göre durumu daha iyi olan Tepe İnşaat Koordinatörü Tümay Kalaycıoğlu’nun, sabah ezan sesinin geldiği yöne doğru ilerleyip, İnkaya köyüne ulaşmasıyla yaşama dönebildi.

Tepe Havacılık Genel Müdürü Behiç Özek, Tepe İnşaat Koordinatörü Tümay Kalaycıoğlu ve Tepe Market Planlama Müdürü Nuray Birol, pilotlar Mahmut Sevimli ve İbrahim Doğan’ın yönetimindeki pervaneli uçakla, önceki akşam saat 21.20’de Bursa’ya gitmek üzere Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan kalktı.

Saat 22.37’de Bursa Havalimanı üzerine gelen uçağın pilotları, yoğun tipi ve sis yüzünden iniş yapamadı ve tur atmaya başladı. Alana inemeyeceklerini anlayan Kaptan Pilot Mahmut Sevimli ve Yardımcı Pilot İbrahim Doğan, ‘pas’ geçerek, İstanbul’a yönelmek istedi.

Pilotların, Bursa Havalimanı kulesiyle yaklaşık 3 dakika süren görüşmesinden sonra uçakla irtibat kesildi. Yoğun tipide ve siste henüz bilinmeyen bir nedenle uçak Uludağ Yolu’nda İnkaya köyünün 1.5 kilometre uzağındaki odun depolarının bulunduğu ormanlık alana düştü.

Yarım metre kalınlığında karla kaplı bölgeye düşerken ağaçlara takılan, sol kanadı ve burun kısmı parçalanan uçaktan kısa bir süre haber alınamadı. Birkaç dakika sonra Pilot Mahmut Sevimli, Bursa’da iş görüşmesi yapmak için randevulaştıkları Starpark’ın sahibi Galip Sakder’i cep telefonundan arayarak, uçağın düştüğünü bildirdi.

Uçak kazası olduğu duyulur duyulmaz, Bursa Havaalanı’na gelen Vali Ali Fuat Güven ve Emniyet Müdürü Aydın Genç, kriz masası kurarak arama ve kurtarma çalışmalarını başlattı. Emniyet Müdürü Genç, pilotlarla cep telefonuyla irtibat kurdu.

Pilotlar düştükleri yeri tanımlamakta sıkıntı çekince, Uludağ’a düşen uçak tam aksi yönde Armutlu ve Gemlik ilçesi yakınlarında arandı.

Aramalara katılan jandarma çeşitli bölgeler siren çalarak ve havaya ateş ederek kazazedelerin işaret vermesini bekledi Bu arada Gemlik ve Armutlu ile çevrededeki yerleşim merkezlerinde camilerin hopalörlerinden kazazedelere yönelik ‘‘Sesimizi duyuyor musunuz?’’ anonsları yapıldı. Ancak gece boyu yapılan aramalardan sonuç alınamadı.

Düşen uçaktaki 5 kişiden durumu diğerlerine göre daha iyi olan Tepe İnşaat Koordinötüre Tümay Kalaycıoğlukurtarma ekiplerinin kendilerini bulmaları için harekete geçti.

Sabah ezanını okunduğunu duyan Kalaycıoğlu, çok güç koşullarda o tarafa doğru yürümeye başladı ve yaklaşık 1.5 kilometre uzaklıktaki İnkaya köyüne ulaştı ve Saffet Özata’a eve sığındı.

Özata’nın telefonla yetkililere haber vermesi üzerine saat 06.30’da polis telsizinden uçağın Uludağ’da düştüğü ve bir kişinin köye ulaştığı anonsları yapıldı.

Hemen İnkaya Köyü’ne giden kurtarma ekipleri, hastaneye kaldırdıkları Kalaycıoğlu’nun verdiği bilgiler doğrultusunda hareket ederek saat 07.30’da uçağın enkazının bulunduğu bölgeye ulaştı.

Kurtarma ekiplerinin vardığında, 13 yıllık evli ve 2 çocuk anesi Tepe Market Planlama Müdürü Nuray Birol çoktan ölmüştü. Tepe Havacılık Genel Müdürü Behiç Özek, Kaptan Pilot Mahmut Sevimli ve Yardımcı Pilot İbrahim Doğan, donmak üzereyken kurtarma ekipleri tarafından uçak enkazından alındı.

Sedyelere alınan yaralılar karlı arazide 1.5 saatlik çabadan sonra karayoluna indirildi ve buradan ambulanslarla Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürüldü. İlk tedaviden sonra Tepe Havacılık Genel Müdür Behiç Özek, helikopterle İstanbul’a götürüldü. Durumu iyi olan Tümay Kalaycıoğlu ayakta tedavi edilirken, pilotlar Sevimli ve Doğan’ın tedavi için hastaneye götürüldü.

Düşen uçakta çalışma arkadaşlarından Nuray Birol’u kaybeden, Behiç Özek ile pilotlar Mahmut Sevimli ve İbrahim Doğan’ın da enkazda sıkıştığı uçaktan çıkabilen tek kişi olan Tepe İnşaat Koordinatörü Tümay Kalaycıoğlu, dehşet gecesini anlattı.

Kaza sırasında çarpma sonucu dişleri kırılan ve sol ayağında çatlak olan Tümay Kalaycıoğlu, Bursa Havalimanı’nı pas geçtikten 1.5 dakika sonra kazanın olduğunu söyledi.

Kaza sırasında bayıldığını ve hiç bir şey hissetmediğini anlatan Kalaycıoğlu, kendine geldikten sonra başında ağrı hissettiğini söyledi. Kalaycıoğlu, şöyle dedi:

‘‘Diğer arkadaşlara ulaştım, ‘Ne yapıyorsunuz, iyi misiniz?’ diye. Onlardan çok ciddi yanıt alamadım, biraz da korktum. Dışarıya indim, kapı da açılmıştı zaten.

Kendimi dışarıda tekrar muayene ettim. Ayağım dışında fazla önemli bir şey olmadığını görünce hemen cep telefonuyla eşimi aradım ve ilgili mercilere ulaşmasını rica ettim. Ondan sonra da cep telefonları çalışmaya başladı.’’

Karla kaplı zemine düşmelerinin de şans olduğunu kaydeden Tümay Kalaycıoğlu, şunları söyledi:

‘‘Zaten bizi kurtaran en önemli faktör 50 santimetre kalınlığındaki kar tabakası oldu. Uçak, ön taraftan ciddi biçimde zemine vurdu. Uçak dışına çıktığımda gövdesinin çok ciddi biçimde oturduğunu gördüm.

Ateş yakmayı, bunun görülmemizi sağlayacağını düşündüm. Bunun için kendi evraklarımızı, valizlerimizi çıkarttım. Karanlıktı, sürekli kar yağıyordu ve ormanın içindeydik.

Gömleğimi çıkarıp yaktım. Her yarım saatte bir ateşi canlandırmak ve bizim arkadaşlara gidip onları daha rahat pozisyona getirebilmek için uğraştım ama çok başarılı olduğumu söyleyemem. Çünkü benim omuzum da ağırımaya başlamıştı.

Şafak sökene kadar uçakla yaktığım ateş arasında koşuşturdum, gelen telefonlarla boğuştum durdum. Oysa pilot ‘İstanbul yönüne 100 baş döndük. 3 bin 200 feetteydik’ demişti.

Bunu cep telefonuyla irtibat kurduğum emniyet yetkililerine aktardım. Ama bize kimse ulaşamadı. Çünkü farklı yönlerde arıyorlarmış. Gün ışıyordu. Ezan sesi duydum yakın bir yerlerde. Kar içinde bata çıka bir saatlik yol yürüdüm ve ezan sesinin geldiği köye ulaştım.

İlk gördüğün eve girmek istedim ancak yorulduğum için karlar üzerinde yuvarlandım. Bazı köylüler beni görmelerine rağmen korkup, yardıma gelmediler ve perdelerini kapattılar. Yaşadığımıza hálá inanamıyorum.’’

Uçak kazasında yaşamını yitiren Nuray Birol’un cenazesinin otopsi sonrası Ankara’ya götürüleceği belirtildi. Kazayı duyar duymaz Bursa’ya gelerek kurtarma çalışmalarından müjdeli haber bekleyen 41 yaşındaki Himmet Birol, eşi Nuray’ın ölüm haberiyle yıkıldı.

Sinir krizleri geçiren Himmet Birol, kurtarma çalışmalarında tam bir rezalet yaşandığını, gece boyu uçağa ulaşılamamasını eleştirdi. Yakınlarının ve yetkililerin güçlükle sakinleştirdiği Himmet Birol, ‘‘Benim eşimi ihmal yüzünden öldürdüler. Böyle bir beyin Türkiye’ye çok az gelirdi. Kurtarma rezaleti yaşandı’’ diyerek gözyaşı döktü.

Kaptan Pilot Mahmut Sevimli kazayı anlatıyor.

Uludağ yamaçlarına düşen uçaktan sağ kurtulan 4 kişiden biri olan Kaptan Pilot Mahmut Sevimli, ölümü kol kola geçen 9 saati anlattı. Sevimli ‘‘Saatler soyunca arkadaşlarla konuşarak onları hayatta tutmaya çalıştım’’ dedi. Kaptan Pilot sözlerini şöyle sürdürdü: ‘‘3 bin fite düşmüştük.

Uçağımızın düştüğünü öğrenenler beni cep telefonumndan arıyordu. Bende şarjımın bitmesinden endişe duyuyor ve elimden geldiğince mevkimizi tarif etmeye çalışıyordum. ‘İstanbul yönüne 100 baş döndük. 3 bin 200 feetteydik’ dedim. Ben nereye düştüğümüzü bilemiyordum. Zaman zaman uzaktan otomobil sesleri duyuyordum ancak sesimi kimseye ulaştıramadım.’’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here